Hemen her üretim sürecinin, gündelik hayatımıza temas eden
unsurlardan beslendiğini düşünüyorum. Uçak enkazlarına yönelmemin
nedenlerinden biri, uzun süredir havacılıkla ilgili olmamdır; bu durum,
obje olarak 'uçak' seçimime dair bir fikir verebilir. Lisanstan doktoraya
eğitimim sırasında görsel sanatlar ve heykel üzerine çalıştım; bu
süreçte özellikle manyetik ve hareketli formlar üzerinde deneylere
yöneldim ve üniversitede bu yöndeki çalışmalarımı sürdürüyorum.
İkinci kişisel sergim olan As Time Goes By, bu serinin ilk üretimini
içeriyor. Bu serideki her bir iş; zamanın patinasını üzerinde taşıyan,
hareket etmek üzere üretilip işlevini yitirmiş nesnelerin ironisini yansıtır.
Aynı zamanda, insanın yaşam–ölüm döngüsünün kusursuz ritmini
aşamadığı dünyevi düzene dair duyulan bunaltıyı ya da bazen,
sınırlarını öngöremediği engin bir bütünün içinde yalnızca küçük bir
parça olduğunu hissetmenin yarattığı haz dolu bir melankoliyi ifade
etmeye çalışır.
Layers of an era da, bu yaklaşımın bir uzantısıdır. Pas tutmuş yüzeyler,
aşınmış formlar ve solgun renkler; bir zamanların gelecek idealleriyle
şekillendirilmiş nesnelerin, farklı bir zaman ve bakış açısından görülen
ironik yansımalarını ve zamanın izlerini görselleştirmemde bana eşlik
ediyor. Bu eserde tercih ettiğim ahşap malzeme, malzemenin doğallığı
ve zamanla kurduğu ilişki bakımından kavramsal içeriğin bir parçası
haline dönüşüyor.